Bilim dünyasını şaşırtan keşif: Bu balık 400 yıl yaşıyor!

Kuzey Amerika tatlı sularında devasa boyutlara ulaşabilen göl mersin balıkları, yaşam süreleriyle ilgili bildiğimiz tüm teorileri baştan yazdı. Daha önce 150 yıla yakın yaşadığı öngörülen bu türün, yeni bulgular ışığında yüzyıllar boyunca hayatta kalabildiği anlaşıldı.
Michigan Eyalet Üniversitesi bünyesinde çalışan Scott Colborne, bu canlıların kıtanın en uzun ömürlü tatlı su balıkları arasında yer aldığını vurgularken, tahminlerin de ötesine geçen yaşam süreleriyle geçmiş ile günümüz arasında yaşayan bir köprü kurduklarına dikkat çekti.
Türün bilinen 150 yıllık ömür sınırı, 1963 yılında göğüs yüzgecindeki kemik halkalarının taranmasına dayanan eski bir araştırmadan geliyordu. Ne var ki kemikteki emilim sebebiyle halkaların zamanla silinmesi, doğrudan yapılan bu ölçüm metodunun doğruluğunu zayıflatıyordu. Fish Biology dergisinde yer alan son çalışmada bilim insanları, uzun yıllara dayanan saha araştırmalarındaki “yakala-markala-tekrar yakala” kayıtlarından faydalandı. Yakalanan balıkların büyüme hızlarındaki yavaşlamayı analiz eden uzmanlar, elde edilen verileri gelişmiş bir tahmin modeline aktardı.
Büyük Göller popülasyonundan toplanan verilerin analizi şaşırtıcı sonuçlar doğurdu. Hazırlanan model, 160 santimetrelik erkek bir mersin balığının yaşını 90 ila 279 yıl arasında hesapladı. Boyu 180 santimetreyi bulan dişi bir balıkta ise bu sayı 99 ila 427 yıla kadar çıktı. Hesaplanan bu devasa rakamlar, göl mersin balıklarını 400 yılı aşkın ömrüyle bilinen Grönland köpekbalıklarının hemen yanına konumlandırdı. Grönland köpekbalığında doku tarihlendirmesi doğrudan yapılırken, mersin balıklarındaki veriler şimdilik matematiksel tahminlere dayanıyor.
Yerli halkın tarihsel bilgisi modern bilimle doğrulandı
Elde edilen bilimsel veriler, bölgede yaşayan yerli toplulukların nesillerdir aktardığı tarihsel birikimi tam anlamıyla tescilliyor. Çalışmaya veri sağlayan bir yerli temsilciyle görüşen Scott Colborne, kabilelerin bu canlıların 400 yıla yakın yaşayabildiğini öteden beri bildiğini aktardı. Modern analiz tekniklerinin bu bilgiyi doğrulaması; üniversiteler, eyalet birimleri ve yerli halk arasındaki dayanışmanın değerini bir kez daha gösterdi. Araştırmacılar, koruma stratejilerinin bu uzun yaşam döngüsü dikkate alınarak planlanması gerektiğini belirtiyor.







